İspanya – Barselona

Montjuic – Kale üzerinden kuş bakışı Barselona

Yıllardır hayalini kurduğum ülke İspanya‘ya gitmek Ağustos 2017’de nasip oldu. Babamın önerinesine uyarak tüm vaktimi Barselona‘ya ayırdım. Açıkcası başta Madrid‘e de gitmeyi planlamıştık ama aldığımız yorumlar buranın bizim beklentilerimizi karşılayamayacağı yönünde olduğu için riske atmadık. İyi ki de atmamışız; Barselona’da dolu dolu 4 gün geçirdikten sonra, ömrümü bu şehirde devam ettirmek istedim.

Mason Castilla Atiram Hotel

Thy uçuşu ile İstanbul’dan Barselona’ya vardık. Şehir merkezinden ayrılmayı düşünmediğimiz için burada araç kiralamadık. Havalimanından otobüsle booking.com’dan rezervasyon yaptırdığımız Mason Castilla Atiram Hotel‘e vardık. Şehrin gotik mimari hakim olan bölgesinde, tarihi bir oteldi. Özellikle lokasyonu çok merkeziydi, La Rambla caddesine çok yakındı.

Şehir içi ulaşımda genellikle hop-on hop-off ve Uber kullandık. Hop-on hop-off tercihimiz City Seight Seeing firması oldu. Şehir merkezinde trafik yoğun olmasına rağmen hiçbir durakta 5 dakikadan fazla beklemedik.

La Rambla Caddesi

Gerek çevresindeki binaların mimari güzelliği, gerek canlılık, gerekse dükkanların çeşitliliği ile saatlerinizi geçirebileceğiniz bir cadde. La Rambla sizi caddenin başındaki Kristof Kolomb heykeli ile karşılıyor. Cadde boyunda yol üzerindeki dondurmacılar bir harika. Aynı zamanda sadece cadde değil, aralardaki pasajlar da çok güzel.

Sevimli pazar yeri Mercat de la Boqueria‘da burada yer alıyor. La Rambla’nın sonu deniz kenarına çıkıyor. Burada sizi şık bir port karşılıyor. Burada hem alışveriş imkanı var, hem de şık restourant alternatifleri ile sıcak havadaki yürüyüşün hararetini atmanız için sizi bekliyor.


Tibidabo

Tibidabo

Her şeyden önce dağın tepesine o koskocaman klise ve lunaparkın yapılabilmesine büyük saygı duyduk. Araçlar dağın eteklerinde indiriyorlar ve tepeye geçtiği yolla görsel şölen sunan finiküler ile çıkılıyor. Burada hem çıkarken, hem inerken biraz sıra bekleniyor. Ama finikülerde cam kenarını kaparsanız manzara hepsine değiyor.

Kutsal Yürek Klisesi (Temple de Sagrat Cor) çok büyük ve heybetli oluşunun yanı sıra mimari açıdan da insanı hayran bırakıyor.

El Balconet Cafe

Lunaparktaki (Parc d’Atraccions del Tibidabo) oyuncaklar ise Disneyland görenler için biraz old fashion kalıyor. Ama yükseklik işin içine girdiğinden, gerekli adreanalini fazlasıyla veriyor. 🙂

Finiküler durağının yanındaki El Balconet Cafe‘ye uğramayı unutmayın. Barselona manzarasının yanı sıra efsane kokteyller ve tapaslar da sizi bekliyor.

Montjuic

Montjuic – Teleferik

İstanbul’da surların, İzmir’de kaleiçinin kıymetini yeni yeni anlamaya başladığımız bir dönemde 18.yy’dan bir kalenin bu kadar güzel korunduğunu ve titizlikle turistik bir alan haline getirildiğini görmek benim açımdan takdire şayandı.

Biz burada kale etrafını, Joan Maragall Bahçesi, Albeniz Sarayı (Palaunet Albéniz) ve Askeri Müzeyi (Museu Militar) gezdik. Botanik bahçesi, Arkeoloji Müzesi, Olimpiyat alanı gibi Montjuic‘de gezilecek pek çok yer var. Teleferik deneyimini de eklediğinizde rahatlıkla 6-7 saatinizi buraya ayırabilirsiniz.

Barceloneta

Deniz-güneş-kumsal üçlüsüne bir sürahi de sangria ekleyin. 🙂

Sahil boyunca kiralayabileceğiniz şezlonglar dizili, yerel halk ise genellikle kendi şemsiye ve sandalyeleri ile geliyor. (Öğleden sonra saatlerinde oldukça kalabalık, bu yüzden boş şezlong bulmak zorlaşıyor. Bu durumda ufak bahşişler işe yarıyor. 🙂 )

La Sagra da Famillia Bazilikası

Nam-ı değer bitmeyen klise, dışarıdan biraz şantiye alanını andırıyordu. Dev vinçler, resimlerde gördüğümüz o mimari şaheserin cazibesini oldukça düşürmüştü. Bunun da etkisiyle, öğle sıcağında kuyrukta beklemeyi istemedik. Dışarıdan fotoğtraflarını çekip, içine girmeden geri döndük.


Camp Nou Stadyumu

Barça‘nın yuvası; Gökhan’ın Barselona’da en çok sevdiği yerdi. Futbol tarihindeki eski objelerden, efsane futbolcuların özel eşyalarından, FC Barcelona‘nın aldığı kupalara kadar pek çok şeyin yer aldığı müze ve Dünya’nın en başarılı futbolcularının oynadığı sahanın atmosferi oldukça güzeldi. Hediyelik eşya alanında ise tam bir ticari zeka çalışıyor. Sahanın çimlerini bile “Messi’nin bastığı çim” diyerek satıyorlar. 🙂

Özellikle futbol severler için 3-4 saatlik bir aktivite sunuyor. İnsan bunun ticari başarısını görünce düşünüyor; neden bizim İnönü Stadyumunda da böyle bir şey yapılmıyor. 😦

Barri Gotik

Şehrin gotik bölgesinin sokaklarında kaybolun. Bırakın gezilecek yerler listenizi ve burayı sokak sokak dolaşın. El Born‘daki cafelerden birine oturun ve günün yorgunluğunu soğuk bira ile atın.

Ayrıca Picasso Müzesi, Santa Maria Del Mar Kilisesi ve Barcelona Katedrali‘de bu bölgede yer alıyor.


YEME-İÇME ÖNERİLERİ

İspanya’ya yapılacak gezi sadece tarihi yerler, doğal güzellikler ve mimari eserlerden ibaret olmamalı. Burada aynı zamanda bir yemek turizmi var. İspanya’nın mutfağı çok zengin. Özellikle deniz mahsülleri konusunda kendilerini çok geliştirmişler. En güzel örneklerini de tapas restourantlarında keşfedebilirsiniz. Tapası bizdeki meze olarak değerlendirenler var. Ama tapasa meze demek küçümsemektir, bence. Tapas, küçük porsiyonlu farklı lezzetler aslında. Bu küçük porsiyonlar sayesinde aynı öğünde pek çok farklı lezzeti tadabiliyorsunuz. Her öğünde getirdikleri domatesli, zeytin yağlı kızarmış ekmekleri de ayrıca efsane.

Tapas restourantlarında rezervasyon yaptırmayı unutmayın. Şık restourantlarda yer bulmak oldukça zor. Bir de akşam yemeğini bana göre geç saatlerde yiyiyorlar. 21:00-22:00 arası  en yoğun olduğu saatler. Biz her öğünde farklı bir restourant denedik ve memnun kalmadığımız hiçbir yer olmadı. En çok tercih edilenleri denemek isterseniz, Fourspuare uygulamasından faydalanabilirsiniz.

Ana yemek olaraksa en meşhur lezzetleri paella. Sebzeli, etli ya da deniz mahsüllü seçenekleri olan ve pişirildiği tavada sunulan pilav pealla. İşin püf noktası ise pirincin dibi tutturmakta.

İçeceklerde favorim ise, kırmızı şarap, vodka ve meyve parçaları ile yapılan sangria. Şarapları kendi halinde de çok güzel.

Akdeniz ülkesi olarak, kahvaltı kültürleri de bize benziyor. Zeytin, peynir, domates ve omlet çeşitleri ile klasikten kopmayabilirsiniz.

 

İspanya – Barselona” için 2 yorum

  1. Herkesi bilemem ama benim sevmemin sebebi; taze ve serinletici oluşu 🙂 Üstelik bizim gibi rakıya alışkın bünyeleri çarpmıyor da, doyasıya içilebiliyor. 🙂

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s